Yazının son kullanma tarihi var mı? (Elif ŞAFAK)
#1
Forum Yetkilisi
Daha Fazla Bilgi
Her şeyin bir son kullanma tarihi var. Bildiğimiz ama ekseriya bilmezden geldiğimiz bir hakikat bu. Nesnelerin hayatlarının bir sınırı olduğunu kabullenmek daha kolay. Her pakette, her kutuda, her konservede yazıyor ne de olsa.

Ne alırsanız alın, ne tüketirseniz tüketin. Süpermarketlerde arabanıza attığınız her şeyin son kullanma tarihi belirtilmiş. O tarihi geçince biliyorsunuz ki satın aldığınız nesne bozulacak, kokuşacak, çürüyecek.

Ama işte aynı durumun, hayatın başka alanlarında da geçerli olduğunu kabullenmek istemiyoruz nedense. Nesnelerin son kullanma tarihleri var ama, her ne kadar bunu anlamakta zorlansak da, ilişkilerin de zamansal hudutları var aslında. Tanışıklıkların, yoldaşlıkların, hatta bazen en kalıcı dostlukların da bitimi var. Çırakların ustalığa evrildiği eşik gibi tıpkı, sonuna kadar çırak kalamazsın. Ya bırakacaksın ya mezun olacaksın bu okuldan. Peki ama çıraklığın son kullanma tarihi olduğu kadar ustalığın da var aslında. Ama kaç usta kabullenebilir bu durumu? Muktedir olmaya alışmayagörsün bir kere insan, sindirebilir mi içine “tamam, benden bu kadar, bu mevsim sona erdi şimdi yeni şeyler söyleme zamanı” demeyi, diyebilmeyi.

ABD’de en sık gerçekleşen trafik kazalarını yaşlı sürücülerin işlediği bilinen bir gerçek. Vaktiyle son derece iyi şoför olan; ama şimdi yaşlılıktan ötürü gözleri iyi görmeyen ya da refleksleri zayıflayanlar yollarda tehlike oluşturuyorlar. Mesele şu ki kimse ellerinden alamıyor ehliyetlerini. Onlar da vermek istemiyorlar. Kimse kabullenmek istemiyor, nesnelerin olduğu gibi, konserve yiyeceklerin olduğu gibi, şoförlüğün de bir son kullanma tarihi olduğunu.

Ne kadar acı verirse versin aşkın da bir son kullanma tarihi var. O tarihten sonra ya başka bir şeye dönüşüyor aşk, bir başka kimya yakalıyor, ya da tam tersine günbegün eriyerek, tavsayarak yok oluyor. Son kullanma tarihi geçmiş aşklar, sevgililerin olduğu kadar evli çiftlerin de vücut ve akıl sağlığını bozuyor.

İbn Haldun’a sorsanız, devletlerin de bir son kullanma tarihleri var. Çocukluk, gençlik ve yaşlılık aşamalarından geçen her devleti bekleyen bir son. Bir yaşam çemberi.

Peki yazının? Ya edebiyatın da bir son kullanma tarihi var mı?

Bu hafta bu mesele bambaşka bir biçimde gündeme geldi ABD’de. Ülkenin çeşitli yerlerinde bulunan yirmiden fazla kütüphane, raflarından çok sayıda kitabı kaldıracaklarını açıkladı. Sebep? Sebep, uzun zamandır kimsenin bu kitapları okumuyor olması. Yani kitabın arkasında damga yoksa, kimse o kitabı alıp okumuyorsa, demek ki son kullanma tarihi geçmiş bunların diye bir sonuca vardı kimi kütüphaneciler. Ve verdikleri listede neler yok ki? Hemingway’den tutun Harper Lee’nin klasik eseri To Kill a Mockingbird’e kadar nice kitap “tavsadı, eski artık bunlar” gerekçesiyle kaldırılmak isteniyor. Kapitalizm hız istiyor. Almak ve öğütmek. Yediklerini hızla sindirip yenilerini gövdeye indirmek. Her televizyoncunun her gazetecinin gayet iyi bildiği bir çark bu. Suya yazı yazıyorsun aslında. Anında unutuluyor onca emek ve zaman sarf ederek oluşturdukların. Kimsenin tahammülü, sabrı, vakti yok bir esere hak ettiği ilgiyi göstermeye. Fast food kitaplar peşinde modernite. Okumak, tüketmek ve unutmak üzere.

Cahil olmak ayıp değil artık. Neredeyse övünülecek mesele. “Falanca yazarı hiç okumadım; ama bence kötü yazıyor” demekten utanmayan insanların sayısı artarsa, cehalet bu kadar kutsanırsa, nüanslar yerine genellemeler öne çıkarsa edebiyat nasıl koruyabilir varlığını? Bu çarkın içinde edebiyat ne kadar direnebilir? Edebiyat ki ölümsüzlük arayışıdır özünde, ne kadar mücadele edebilir hız ve enformasyon toplumunun damgaladığı son kullanma tarihleriyle?



21.01.2007

Tarih: 21-01-2009 15:39


Re: Yazının son kullanma tarihi var mı? (Elif ŞAFAK)
#2
Forum Yetkilisi
Daha Fazla Bilgi
iyi yazio da tarafsiz bir taraftar olmaya calisio

Tarih: 23-01-2009 15:30


Re: Yazının son kullanma tarihi var mı? (Elif ŞAFAK)
#3
Site Yöneticisi
Daha Fazla Bilgi
insan kabul etmek istemesede haklı edebiyatında son kullanma tarihi yaklaşıyor

Tarih: 23-01-2009 18:56